100. Yıl Böyle Kutlanmamalıydı!

100. Yıl Böyle Kutlanmamalıydı!

Umarım Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı için bu sene yapılan hatalardan ders alınarak düzgün bir kutlama yapılabilir.

Gazi, Büyük Nutku’na “1919 yılı Mayısının 19 uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlar. O gün bağımsızlık savaşının başladığı gündür.

Ulusumuzun verdiği bağımsızlık savaşı sadece bizim için değil bütün mazlum milletler için de önemli ve anlamlıdır. Gandi’nin “Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar, Tanrı’yı da İngiliz zannediyordum” sözü ve Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nda ölen askerlerin cebinden Mustafa Kemal fotoğrafı çıkması buna genel örnek olarak verilmektedir.

O günden bugüne insanlık tarihi için kısa, insan ömrü için uzun 100 koca yıl geçti. Onlu yılların kutlanması insanların doğum günü, evlilik günü kutlamalarında olduğu gibi, toplumsal olayların kutlanmasında da her zaman önemlidir.

Cumhuriyetin kuruluşunun 10. Yıl kutlamalarını düşünün, o dönem o kıt kaynaklarla nasıl gösterişli bir kutlama yapılmıştır. 1933 yılı başlarında onuncu yıl programını hazırlamak üzere Cumhuriyet Halk Fırkası idaresi çalışmalarına başlamış ve bu çalışmaların sonucunda Cumhuriyet İlanının 10. yıldönümü kutlama kanunu (2305 sayılı kanun) 11.6.1933 tarihinde 12 maddelik kabul edilmiştir. Bu maddelerde neler yok ki; dış ülkelerden temsilcilerin daveti, üç günlük tatil, gece alayları, ücretsiz tiyatrolar, filmler, temsiller…

Onuncu yıl kutlamalarının ülke genelinde, köylere varıncaya kadar kutlanması hedeflenmiştir. Bu amaçla işi merkezde yürütecek olan başbakanlığa bağlı olmak üzere Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF, daha sonra CHP) Umumi Katibi Kütahya Milletvekili Recep (Peker) Bey’in başkanlığında, CHF Umumi katibi Erzurum Milletvekili Nafi Atuf ile Milli Müdafaa, Dahiliye ve Maarif Vekilleri Müsteşarlarından oluşan “Kutlama Yüksek Komisyonu” kurulmuş ve 15 Temmuz 1933 tarihinde ilk toplantısını yapmıştır.

Kutlamaları düzenlemek için kurulan komisyonun başkanı Recep Peker valiliklere şöyle bir genelge gönderilmiştir:

“Yapılacak işler Türkiye’de on yıl önce doğan Cumhuriyet güneşinin sıcaklığı ile bütün memleketi ısıtacak ve on yıllık Cumhuriyet devrinin vatana getirdiği ve getireceği en yüksek saadetin heyecanını herkese duyuracak bir şekil ve kıymette olmalıdır. Bunun için yapılacak işler büyük hacimde sesli, hareketli, renkli, fikirli, manalı ve hesaplı olmak elzemdir”

10. yıl kutlamalarına Sovyetler Birliği, Macaristan, Almanya ve Bulgaristan gibi ülkelerden heyetler gelmiştir. Hatta Atatürk’ün bu törenlerde okuduğu 10. Yıl Nutku’nun video kayıtları da bir Sovyet yönetmen olan Sergei Yutkeviç tarafından çekilmiş ve hepimize anı kalmıştır. Bu çekimin ilginç de bir hikâyesi vardır. Konuyu merak edenler yönetmenin ismi ile google’da arama yaparsa bu olayın hikâyesini okuyabilirler.

Cumhuriyet’in 10.yılı kutlama programı çerçevesinde 20000 civarındaki köye CHF tarafından Türk bayrağı ve altı oklu CHF bayrağı gönderilmiştir.

Bu kutlamaların en ilginç yanlarından biri de kent merkezlerine halk kürsülerinin kurulmasıdır. 18 yaşını doldurmuş kadın ve erkek her yurttaş halk kürsüsünde söz alma hakkına sahiptir ve inkılâbın, Cumhuriyetin ve istiklalin kıymeti, üstünlüğü, ehemmiyeti konularında istediklerini söyleyebilmektedir. Günümüzde böyle bir kürsüyü meydanlara koyun bakın neler oluyor.

10. Yılı için böylesine düşünülmüş ve hazırlanmış bir kutlamayı planlayan bir ulus yaklaşık 90 yıl sonra bağımsızlık savaşının başlangıcının 100. Yılını layığı ile kutlayamamıştır. Günü birlik konserler ve yürüyüşlerle bu anlamlı gün geçiştirilmiştir.

Bu yıla ait sempozyumlar, konferanslar, belgeseller, filmler hazırlanmamış, kitaplar ve dergiler yayınlanamamıştır.

100. yıl kutlamasını Atatürk ve Cumhuriyet rejimi ile hesaplaşma anlayışı ile Cumhuriyet kurumlarını yok edenlerin düzgün yapmayacağı, geçmiş icraatlarından bilinmektedir. Bu kutlamaları hazırlaması gerekenler Atatürk’ün kurduğu CHP olmak üzere Atatürkçü kimlikleri ön planda olan ADD, ÇYDD, Birleşik Kamu İş ve Cumhuriyet Gazetesi gibi kurum ve kuruluşlardı. Bu konu da bütün bu cumhuriyetçi kurumlar sınıfta kalmıştır. Umarım Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı için bu sene yapılan hatalardan ders alınarak düzgün bir kutlama yapılabilir.

NOT: Yazı da Yasemin DOĞANER’in CUMHURİYET’İN ONUNCU YIL KUTLAMALARI başlıklı bilimsel makalesinden ve çeşitli araştırmalardan yararlanılmıştır.

Diğer Yazılar